İLKÇAĞDAN GÜNÜMÜZE OKULLAR VE ÖRGÜN EĞİTİM
SOSYOLOJi

İLKÇAĞDAN GÜNÜMÜZE OKULLAR VE ÖRGÜN EĞİTİM

Yazar :

Okullar ve Eğitim Sistemi Traihçe Eğitim terimi, bilgi ve beceriye…

29/06/2018
education history

Okullar ve Eğitim Sistemi Traihçe

Eğitim terimi, bilgi ve beceriye dair birikim ve değerlerin sistematik olarak aktarım, öğretim sürecini ifade etmektedir. Eğitime dair içeriğin nasıl olması gerektiği, hangi yöntemlerin kullanılacağı ve eğitimden beklenen sonuçlar, bireysel, kültürel, ideolojik veya dini beklentilere göre değişebilir.

Örgün eğitimin kökenleri, eğitimin belirli bir zümre dışında tüm halka ve sürekli verilmesi açısından M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Başlangıçta Antik Yunan şehir devletlerinde kurumsallaşan okullar 2.500 yıllık tarihi boyunca çok çeşitli alternatif finansman sistemleri kullanılarak dünyanın her ülkesinde eğitim ve öğretim faliyetlerinin sürdürülmesi için bir çatı altında insanalrı buluşturmuştur.

Devlet Okulları ve Devlet Destekli Eğitim Sistemi

Günümüz devletlerince sosyal devlet olmanın ilk koşullarından biri olarak, temel eğitim devlet okullarında verilir. Pek çok ülkede yüksek öğrenim de ağırlıklı olarak devlet okullarında sürdürülmektedir. Devlet okullarının finansmanı, devletin vatandaşlarından topladığı vergilerin ve devletin yatırım kaynaklarından elde ettiği gelirin, milli eğitim bütçesine aktarılması şeklinde gerçekleşmektedir.

19. yüzyılın sonlarında, demokratik yönetimlerin yaygınlaşması, şehir nüfuslarının artması sonucunda, vatandaşlık haklarına dair bireysel bilinç arttıkça, eğitime verilen önem artmış ve buna paralel olarak ve devlet okullarında reform süreçleri yaşanmıştır.

Dünya genelinde yaşanan sosyo kültürel değişim, haberleşme araçlarının yaygınlaşması, bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişme ve sonucunda bilgi akışının hızlanması ve kolaylaşması, son 30 yılda tüm dünyada Eğitim kurumlarının ve eğitim sistemlerinin pek çok kez güncellenmesine, farklı eğitim modellerinin ve ekollerin oluşmasına sebep oldu. 

Artık değişim eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçası. Eğitim sistemlerinde tutarlı ve çağın gerçeklerine uygun güncellemeleri yapabilen ülkeler, bilimsel ve kültürel alanlardaki başarılarla bunun karşılığını görüyorlar. (www.uztarih.com)

Eğitime dair toplumsal beklentiler

Halkın eğitim beklentileri iki kategoriye ayrılır: Bireysel ve sosyal. İlk kategori, ebeveynlerin kendi çocukları için istedikleri şeyleri içerir; ikincisi, vatandaşların, herkes için eğitim sisteminin sunması beklenilen standartlar ve kalite ile oluşacak eğitimin, sosyal etkilerini içerir. 

Ebeveynler için, okulda çocuklarının alması gereken, yaşamda ve işte başarılı olmalarına yönelik mümkün olan en iyi eğitimdir, toplumsal ve bireysel farklılıklara ve döneme göre ebeveyn beklentileri, başarı kriterleri ve eğitim sisteminin nasıl olması gerektiğine yönelik ebeveyn talepleri değişiklik gösterir. 

Özel hedefler arasında temel akademik ve iş becerileri, güvenli ve motivasyon arttıran bir eğitim ortamı, çocuklarını iyi eğiteceklerine inandıkları başarılı bir öğretmen profili ve diğerlerine göre artıları olan eğitim kurumu seçimi gelir. Ebeveynlerin eğitim kurumdan beklentileri, yine ebeveynlerin eğitim seviyeleri, entellektüel kapasiteleri, kültürel, ideolojik ve dini altyapılarına göre değişebilir. 

Bir ebeveyn, akademik ve sosyal  eğitim kapasitesi ve başarıları ile öne çıkmış bir okulu tercih ederken, bir diğeri dini içerikte eğitim veren fakat akademik kapasitesi zayıf olan bir eğitim kurumunu tercih edebilir. Ebeveynlerin seçimleri önemli oranda, öğrencinin akademik hayatını, meslek seçimini ve geleceğini etkiler.

Örgün Eğitim nedir

Örgün eğitim, belirli bir sistem dahilinde, benzer yaş grubundaki, ve benzer eğitim seviyesindeki öğrencilerin, bir arada, bir eğitim kurumunun çatısı altında, belirli periyotlarla düzenli eğitim almasını ifade eder. İlköğretimden, yüksek öğrenime kadar tüm eğitim kurumları örgün eğitim kapsamına dahildir.

education history


ÖRGÜN EĞİTİMİN TARİHÇESİ

Eldeki net bilgiler sebebiyle, eğitimin kurumsallaşması, örgün eğitimin belirli standartlarla düzenli olarak veriliyor oluşuna yönelik başlangıç noktası Antik Yunan ve başlangıç tarihi MÖ 5.yüzyıl olarak kabul edilir. 

Sümerlerde Eğitim 

Mezopotamya’da Sümer topluluklarının M.Ö. 3000 yılında örgün eğitim veren okulları olduğuna dair arkeolojik veriler vardır. Okuma yazma haricinde, edebiyat, tıp, matematik, sanat gibi alanlarda eğitim veren bu okullara sadece varlıklı ailelerin, belirli bir elit grubun erkek çocukları kabul edilirdi.
Shuruppak antik kentinde bulunan Antik Sümer tabletleri, M.Ö. 2,500 yılına tarihlenmektedir, Bu tabletler, “tablet evi” anlamına gelen “Eduba” adlı okullarda, çocuklara okuma yazma öğretmek amacıyla kullanılıyordu. Üzerlerinde çeşitli kelimeler ve bazılarının şekil karşılıkları, dini terimler, çeşitli hayvan isimleri bulunmaktaydı. MÖ 2800 yılından kalma tabletlerle ortaya çıkan Gılgamış bir Sümer destanıdır ve sahip oldukları edebi seviye hakkında binlerce yıl sonra bizlere fikir vermektedir.

Antik Mısır’da Eğitim

Bilinen en eski Hiyeroglifler MÖ 2900 -3000 arasını işaretlemektedir. Antik Mısır’da okuma yazmayı temel alan, sonrasında yandan matematik, tıp, sanat, ahlak ve spor alanlarında eğitim verilmekteydi. Mısır okullarına kız öğrencilerde kabul edilmekteydi ancak öğrenci alımları sadece aristokrat aileler ile sınırlıydı
Kraliyet ailesine mensup çocuklar ise prens okullarında eğitilirdi. Bu noktada Mısırlılar’dada örgün eğitimden bahsedilemez. (www.uztarih.com)

Antik Yunan’da Eğitim

Dünyanın geri kalanındakilerin aksine, küçük bir yönetici elitin ötesine geçen en eski örgün eğitim, M.Ö. 5. yüzyılın başlarında Atina’nın Yunan şehir devletlerinde kurumsallaştı ve yaygınlaştı. Kadınların toplumdaki konumu ve kölelerin kısıtlanmış durumu sebebiyle sadece özgür erkek  çocuklar, zengin veya fakir ayırt edilmeksizin örgün eğitimden faydalanabilmişlerdir.   

Antik Yunan ve Helen Uygarlığında kadın şairlere, filozoflara, matematikçilere de rastlanır. Bu kişilerin aileleri vasıtasıyla özel eğitim alarak kendilerini yetiştirdikleri görülür. Lesbos’lu (Midilli) Şair Sappho, Milet’li filozof Aspasia, İskenderiye’li matematikçi Hypatia en bilinen isimlerdir. Hypatia, İskenderiye akademisinde, Matematik ve felsefe dersleri de vermiştir.

Roma’da Eğitim

M.Ö. 2. yüzyılın sonlarına ait Roma cumhuriyetinde eğitim, klasik Atina’dakine benzer şekilde yapılandırılmıştır. Cicero şöyle yazmıştı: “İnsanlarımız hiçbir zaman kanun zoruyla uygulanan zoraki bir eğitim sistemi istemediler.” İki sistem arasındaki en dikkate değer fark; Romalı öğretmenler genellikle Yunan asıllı kölelerdi, Atina’daki öğretmenler ise özgür ve hatta farklı ekollerde yetişmiş okulların temsilcileriydi. 

6. yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu’nun dağılmasıyla birlikte, sıradan vatandaşların eğitim alabileceği örgün eğitim sistemi son buldu. Geriye, özellikle  manastırlar aracılığıyla, sadece dini beklentilere uygun bir eğitim sistemi kaldı.

Yunan ve Roma Döneminin Ardından Örgün Eğitim

Tarihsel olarak, örgün eğitim sistemleri süreklilik arz edememiş. Roma imparatorluğunun yıkılışıyla Avrupa ve Ön Asya’da karanlık çağ olarak adlandırılan Ortaçağın başlamasıyla eğitim, Antik Yunan ve Roma medeniyeti. Ekonomiler büyüdükçe ve ticaret büyüdükçe, iyi bir eğitim almak giderek daha değerli hale geldi ve ebeveynler çocuklarının emeği olmadan daha iyi bir şekilde yapabilecekler. Bu gelişmeler hem teşvik hem de eğitim fırsatı sağlamıştır.


Ancak, Batı’da eğitim kurumlarının son bulup okuryazarlığın hızla düşerken, Doğu’da kök salmaya başladılar. 8. yüzyıla gelindiğinde, Kuzeybatı Hindistan’dan kuzeybatı Afrika’ya ve Akdeniz havzasında Arap kontrollü bölgelerde, şehirlerden kasabalara kadar irili ufaklı binlerce okulda örgün eğitim veriliyordu. Pek çok okul, vakıf ve yerel örgütlenmeler veya imeceyle sübvanse edilirken özellikle orta ve yüksek öğrenim devlet tarafından desteklenmekteydi.  
education history


İslam Medeniyeti ve Endülüs Emevileri’nde Eğitim

7. ve 10. yüzyıl arasında, Arabistan topraklarından başlayarak, Ortadoğu,  Kuzey Afrika ve İspanya’ya kadar genişleyen İslam uygarlığı, yüzlerce yıl karanlıkta kalan, Yunan, Pers ve Mezopotamya medeniyetlerine ait Aramice ve Helen dillerindeki eserlerin çevrilmesi ile zengin bir kültürel sentez oluşturuldu. 
Özellikle Endülüs Emevileri zamanında sürdürülen 3 kademeli örgün eğitim sistemi, sonraki yüzyıllarda kurulacak üniversitelere model teşkil edecek derecede başarılıydı. 
859 yılında Fas’ta kurulan Al-Karaouine Üniversitesi dünyanın kabul ettiği üzere ilk ve en eski üniversitedir. 1200 yıla yaklaşan geçmişiyle hala eğitim vermektedir. Endülüslerin başkentleri Kurtuba’da (Cordoba) kurdukları Tıp fakültesi, Avrupa’da kurulan ilk  Tıp fakültesi idi.

Avrupa’da Eğitim Sisteminin Gelişmesi

14. yüzyıl Avrupa Rönesansı, halkın büyük çoğunluğunun eğitimi üzerinde çok az bir etkiye sahipti ve 16. yüzyıla kadar, bırakın okul eğitimi almayı, okuryazarlık bile, aristokrasi ve kısmen varlıklı ailelerin ötesinde nadir görülüyordu. Alman devletlerinde okuryazarlık, 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’nın en yüksekleri arasındaydı, ancak büyümesi, soyluların ve ortak insanların farklı hedefleri tarafından zaman zaman engelleniyordu. Soylular Latince konuşan bir bürokrasinin eğitimine destek olurken, halk kitleleri ana dillerinde eğitim aldılar.

İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde, 19’uncu yüzyılın ortalarına gelindiğinde okuryazarlık hızla artmaktaydı. Bu noktaya kadar, her iki ulustaki eğitim, sadece sınırlı bir hükümet temini ya da finansmanı ile birlikte, serbest ve rekabetçi bir girişim olarak çalışmıştır. Bununla birlikte, 19. yüzyılın ikinci yarısı, tam vergi ile finanse edilen devlet tarafından yönetilen okul sistemlerinin yükselişini işaret etti. 

Araştırmacılar, gelişmiş ülkelerde uygulanan eğitim modelleri arasındaki farklılıkları,devletlerin ekonomi politikalarına paralel, kültürel ve sosyal yapının devletin eğitim politikalarına yansıması ve pek tabi devletin ekonomik gücü ile orantılı olduğunu belirtiyor. 

ABD girişimciliğin ve bireyselliğin egemen olduğu bir toplum yapısına sahiptir. Eğitim kurumlarının önemli bir kısmı ve yüksek öğrenim kurumlarının pek çoğu özel sektörün kontrolündedir. 


ABD ile karşılaştırıldığında Almanya’daki eğitim kurumlarının çok büyük bir bölümünün devlete ait olduğu görülür. Ülkenin en başarılı okullarını içeren listeler incelendiğinde devlet okulları göze çarpar, tesadüf olmayacak şekilde Alman toplumu daha kollektif ve düzen ve işbirliğine meyillidir. 

Bugün dünyanın hemen her yerinde, eğitim ciddi getirileri olan bir sektör ve neredeyse her ülkede irili ufaklı özel eğitim kurumları faliyet göstermekde. Talep ettikleri ücretlerin karşılığında, çocuklara daha kaliteli ve zengin bir eğitimin yanı sıra, sosyal, kültürel ve sportif imkanlar vaad etmekteler. Devletin himayesindeki eğitim sisteminin tercih edilebilirliği ve çocukların başarı ve kariyerlerine etkileri üzerine farklı görüşler var.

Spektrumun bir ucunda hükümet eğitiminin, halkın eğitim amaçlarına yönelik toplumsal hedeflerini yerine getirme mekanizmasını net karşılamasa da en iyisi olduğunu düşünenler vardır. Bu grup, daha yüksek harcamalar, azaltılmış sınıf farklılıkları, öğretmenlerin daha iyi ve sürekli eğitilmesi, yöneticiler için liderlik programları ve benzerleri yoluyla eğitim kalitesini geliştirmeyi savunmaktadır. 

İkinci grup, hükümetin eğitim sistemini düzenlemesini ve okulların gözetimini vazgeçilmez olarak görür, ancak pek çok Avrupa ülkesinde uygulanan çocukların otomatik olarak yaşadıkları bölgedeki bir okula yerleştirilmesi yerine mevcut devlet okulları arasından, seçim yapabilmesi durumunda  sistemin daha iyi işleyeceğini düşünüyorlar.

Üçüncü bir grup, ebeveyn seçimine ihtiyaç duyulduğunu kabul eder, ancak bu seçimin mevcut hükümet okulu yönetmeliklerine göre çok sınırlı olduğunu düşünür. Asgari düzeyde öğrenci başarısı sağladığı görülen okullar zincirin zayıf halkaları olarak tespit edilip iyileştirilirse, devlet okullarının  tercih edilmesi yönünde düşünürler. (www.uztarih.com)

history of schools


Okumanın Önemi

Eğitim sisteminin kilit başarısı aslında insanlara okuma sevgisi verebilmektir.

Koca bir dünya, koca bir tarih ve koca bir gelecek. Öğrenilecek çok şey var ve zamanımız çok az. Bu noktada bir eğitim kurumunun yıl, yıl, aşama, aşama basamaklarını çıkmaktan, sırayla diplomaları duvara asmaktan öte, kitap okumak çok önemli. Deneyimleyerek, duyarak, görerek öğreneceğimiz çok şey var, yaşam tecrübesinin yeri çok başka ama başkalarının tecrübelerine, tarihe, coğrafyaya, matematiğe, felsefeye, sanata, edebiyata dokunabilmek için okumaya ihtiyacımız var.

Farklı kafaların, farklı yüreklerin düşündüklerini, hissettiklerini anlamının en değerli yolu okumaktır. Okumak insana sadece bilgi katmaz. Okuyarak gelişirsiniz, değişirsiniz, mantık yürütmeyi, analiz yapmayı, yaşadığınız dünyanın dışına çıkabilmeyi, farklı hayatlara dokunabilmeyi, başka insanları, başka kültürleri anlayabilmeyi öğrenirsiniz. 

Yorum, Öneri ve Görüşleriniz için Sosyal Medya Kanallarımızı Ziyaret Edin

Sosyal Medya Hesaplarımız

DİĞER İÇERİKLER