Pasif Direniş Tarihçe
Amerika Birleşik devletlerinde yaşayan Henry David Thoreau 1846 yılında, hükümetin Meksika savaşını bahane göstererek koyduğu kelle vergisini ödemeyi kabul etmediği için cezaevine girdi. Thoreau yu tutuklamakla görevli yerel polis “Sam Staples” onu tutuklamaktan dolayı kendini rahatsız hissederek, durumu “Devlet memuru olduğu ve yasaları uygulamak zorunda olduğu” şeklinde açıklamaya çalışmış, Thoreau ise ona; “Olup bitenden hoşlanmıyorsan istifa et.” demişti.
Olaydan sonraki ilk görüşmelerinde, kölelik karşıtı hareketin önde gelen isimlerinden “Ralp Wald Emerson”, kendisine, neden içeriye girdiğini sorduğunda, yanıtı da oldukça anlamlıydı: “Sen ne diye girmedin?”
Gandhi öncelikle İngiliz yönetiminin mevcut siyasal otoritesini korumak için uyguladığı ırkçı ve ayrımcı kurallar ve beraberinde yine İngilterenin, Hindistan üzerinde ekonomik çıkarlarını güçlendirmek için koyduğu, tekelci kanunlarla mücadele etmiş ve tüm bunların ekseninde Hindistan bağımsızlık hareketinin fitillerini, barışçıl yöntemlerle ateşlemiştir.
Gandhi nin yine bir başka yazısında “az gelişmiş kafirler olarak nitelediği Güney Afrika halkına karşı yürütülen bu savaşa, sadece kendi halkına imtiyazlar kazandırmak için destek vermesi, açıkca hümanizm adına bir tezattır ama neticede Gandhi için Güney Afrikadaki görev yılları, Hindistanın bağımsızlık mücadelesine giden yoldaki satır başlarından ibaretti ve görüyoruz ki ne o günlerde, ne de yıllar sonra, kimse Gandhi nin, yani bu aktivist, pasivist, barışçı adama yakıştırılan, ünvanları sorgulamadı.